Fransız Parlamentosunun, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin de desteğiyle 1915 yılındaki Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasayı onaylamasıyla Fransa, Türkiye'ye karşı bir haçlı seferi kıvılcımı yakmış oldu.
Bu yasa, Yahudilere karşı soykırımın inkârını suç sayan yasanın ardından Fransız Parlamentosunun kabul ettiği bu nitelikteki ikinci yasadır.
Dininden, ırkından, renginden veya siyasi eğilimlerinden dolayı bir insanın öldürülmesine karşı olunması gerektiğini ve insanlık hakkında cinayet işleyen herkesin cezalandırılması gerektiğini en başta belirtmek gerekir. Bu tutum, bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmek anlamına geldiğini söyleyen İslam dininden doğan ilkeli ve inançlı bir tutumdur. Böyle bir tutum, Haçlıların Kudüs’te Müslümanlara yaptıkları soykırımdan tutun (bu soykırımlarda 70 bin masum insan öldürüldü) Amerika’da Kızılderililere, Avrupa ve Amerika’ya köle olarak getirilen Afrikalılara, Batı'nın Filipinlilere ve Fransa’nın Cezayirlilere yaptığı soykırımlara (bu soykırımlarda 1,5 milyon Cezayirli öldürüldü) kadar bütün katliamlara ve soykırımlara karşı durmak anlamına gelir.
İnsan hakları konusunda konuşmaya hakkı olan en son ülke Fransa’dır. Zira bu ülke 1,5 milyon Cezayirliyi ve sayılamayacak kadar Vietnamlıyı katletti. Fransa’nın bütün dünyada katlettiği masum insanların sayısı kaçtır? Fransa neden bu katliam ve soykırımları tanımıyor? Peki, Fransa, İsrail’in Filistin halkına yönelik katliamlarından neden bahsetmiyor? Meşum Balfour Deklarasyonu'ndan beri Filistinlilere yönelik yapılan Yahudi katliam ve soykırımlarını inkâr eden bir yasayı neden çıkarmıyor?
Fransa Ermeni soykırımının inkârını suç sayarak ve İsrail’in neredeyse her gün işlediği cinayetlere göz yumarak dünyaya karşı çirkin bir saygısızlık yapmış oluyor. Cumhurbaşkanı Sarkozy neden Filistin halkını görmüyor? Neden İsrail’e -nükleer silahlar dâhil olmak üzere- her türlü maddi ve askerî desteği sağlıyor? Oysa İsrail, insanlığa karşı bir dizi katliam, cinayet ve savaş suçu işlemekte.
Ermenilere yapılan katliam, bütün kurallar, kıstaslar ve dinler bakımından kabul edilemez. Bu ister kasıtlı ister savaş neticesinde olsun kesinlikle haklı gösterilemez. Ayrıca bu, Fransız ve Batı parlamentolarının kendilerini tarihî olaylar için hakem olarak ataması anlamına da gelmez. Bu olay, Haçlı Batı’nın Arap ve İslam dünyası sömürgeciliğine, Afganistan ve Irak’ı işgal etmesine, Filistin’i Filistinlilerden alıp Yahudilere vermesine bağlantılı bir şekilde “medeniyetler savaşını” gizlemekle birlikte Fransa’nın ve tabii ki de beraberinde Amerika’nın canlandırmaya çalıştığı haçlı seferleri ortamını geri getiriyor.
Söz konusu Fransız yasası sadece Türkiye ile değil bütün dünyadaki Arap ve Müslümanlarla tarihî bir hesap tasfiyesidir. Zira Osmanlı Devleti hepimizin devletiydi ve dedem bir Osmanlı vatandaşıydı.
Fransa, arkasındaki Amerika ve Batı ile tarihi canlandırıp çatışma ortamı yaratmak için bir ısınma süreci başlatıyor. Bu süreç belki de İran’dan başlayıp tüm dünyayı kapsayabilir.
Cezayir ve Vietnam’daki katliamları hususunda ve ayrıca İsrail’in katliamlarını suç sayan yasalar çıkarmak suretiyle Türkiye’den, Fransa’nın ve Batı'nın kulağını çekmesini istiyoruz.
Türkiye bu işi Fransa’nın canını en çok yakan konudan yola çıkarak yapması lazım. Yani İsrail’in kanlı tarihinden ve hiç bitmeyen katliamlarından yola çıkmalı. Türkiye bununla birlikte İran’a yaklaşmalı, Afganistan ve Pakistan hattına da dâhil olmalı ki Fransa ve Batı gelecek haçlı seferinin çok külfetli olacağını anlasın. Nitekim sadece Afganistan ve Irak’taki savaş, Batı'nın iflas etmesine neden oldu. Peki bu savaş, tarih, kavram ve inançlara yönelik bir savaşa dönüşürse ne olacak?
Türkiye dünyanın terazisidir. Batı ve Doğu'yu birbirine bağlayan bir halkadır. Türkiye aynı zamanda Haçlı Seferleri ile bir temas sınırıdır. Bu nedenle Türkiye sesini çok yükseltmeli ve kendisi için kötülük isteyenlerle uzun bir mücadeleye hazırlanmalıdır.
BYEGM'den alıntı yapılmıştır...
Kaynak: El Şark