Haber365 Ana Sayfa » Yaşam » Dinimizde Selamlaşmanın Önemi

Dinimizde Selamlaşmanın Önemi

Dinimizde Selamlaşmanın Önemi
22.12.2012 Cumartesi 22:08
Bu Habere 0 Yorum Yapıldı
Bu Haber 1651 Defa Okunmuştur
Yüce Dinimiz İslam, Müslümanları kardeş ilan etmiş (Hucurt, 49/10), bu kardeşliğin sevgi ve saygı esasına dayalı olarak sürdürülmesi için de onlara karşılıklı bir takım vazifeler yüklemiştir. İlk insan ve ilk Peygamber Hz. dem (a.s.)den kıyamete kadar inananların birbirleriyle karşılaştıklarında yerine getirmekle mükellef oldukları görevlerden biri de selmlaşmadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in bildirdiğine göre ilk selâmlaşma Hz. Âdem (a.s.) ile melekler arasında geçmiştir. Allah Teâlâ Âdem (a.s.)’i yarattıktan sonra şöyle buyurdu: “Git de şu oturan meleklere selâm ver ve sana nasıl karşılık vereceklerini iyice dinle. Çünkü bu hem senin, hem de senden sonraki soyunun birbirini sevgi ve saygı ile selâmlaması olacaktır.” Bu emir üzerine Âdem (a.s.), meleklere gidip ‘Es-selâmü aleyküm’ dedi. Onlar da ‘Ve aleykümüs-selâm ve rahmetullah’ diye cevap verdiler.” (Riyazü’s-Salihîn Terc. C. 2, S. 227)

Selâm sözlükte, insanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık, dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket; emniyet, huzur, selamet, esenlik, sağlık, sağlamlık manalarına gelmektedir.

Selâm, Allah Teâlâ’nın 99 güzel isminden biridir. Allah’ın sıfatı olarak selâm, insanlara ârız olan her çeşit ayıp, kusur, eksiklik, hastalık, acizlik, ölüm gibi şeylerden sâlim kalan; her türlü bela ve tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; zulmetmeyen, güven arayanları güvene erdiren; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden manasındadır. Bu anlamıyla selâm Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “O... selâmdır, mümindir, müheymindir...” (Haşr, 59/23)

Selâmlaşmak, mü’minlerin birbirleriyle tanışıp kaynaşmalarına; aralarında sevgi, saygı ve samimiyetin artmasına; kin, düşmanlık, küskünlük ve dargınlıkların da ortadan kalkmasına vesile olur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) selâmlaşmanın mü’minlerin birbirlerini sevmelerine ve cennete girmelerine vesile olduğunu haber vererek şöyle buyurmuştur: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız; yaptığınız takdirde birbirinizi sevebileceğiniz bir şey size söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.” (Müslim, İman, 93) Bir başka hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyuruyorlar: “Ey insanlar, selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarla alakanızı ve onlara yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Bu sayede selâmetle cennete girersiniz.” (Tirmizî, Kıyâmet, 42)

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde, Müslümanın Müslüman üzerindeki beş hakkından bahsederken, “Karşılaştığında selâm ver… “ (Tirmizî, Edeb, 1; İbn Mâce, Cenâiz, 1) buyurarak selâmlaşmanın Müslümanların birbirlerine karşı haklarından olduğunu bildirmiştir.

Selâm vermek sünnet, selâm almak ise farzdır. Sünnet olan, yürüyenin oturana, binitlinin yayaya, küçüğün büyüğe selâm vermesidir. Hutbede, yüksek sesle Kur'ân okurken, ders okuturken, ezan ve kamet esnasında selâma cevap verilmez. Tuvalet ve banyo gibi yerlerde bulunan kimselerle içki ve kumar gibi bir günahı işlemekte olan kimseye bu günahı işlediği esnada selâm verilmesi uygun değildir. (Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yay. Sh. 587 )

Sadece tanıdığımız kişilere değil, tanımadıklarımıza da selâm vermeliyiz. Zira Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), İslam’ın hangi ameli daha hayırlı? diye soran bir sahabeye “Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermen” (Ebû Dâvud, Edeb, 142) diye cevap vermiştir. Bu hayırlı amelden en kârlı çıkanlar ise selâm vermede önce davrananlardır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde; “İnsanların Allah yanında en makbul olanı, önce selâm verendir” (Riyazü’s-Salihîn Terc. C. 2, S. 234) buyurmuştur.

Müslümanların, aralarında selâmlaşmaları ilâhî bir emirdir. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisâ, 4/86)

O halde, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in, “Asıl cimri, selâmlaşmada cimrilik edendir” (Buhârî, Edebü’l-Müfred, S. 268) buyurduğu cimrilerden olmamaya çalışmalı, selâm vermeyi ve selâm almayı asla ihmal etmemeliyiz.


Advertorial
Anahtar Kelimeler
Bu Habere Oy Verin
Bu Haber Oylanmadı. İlk Siz Oy Kullanın.