Haber365 Ana Sayfa » Röportaj » 'Bende Çirkin Çekiciliği Var'

'Bende Çirkin Çekiciliği Var'

'Bende Çirkin Çekiciliği Var'
07.10.2010 Perşembe 17:13
Bu Habere 0 Yorum Yapıldı
Bu Haber 930 Defa Okunmuştur
Hakan Boyav, filmlerde, dizilerde görünmeye başladıktan sonra ismi bilinir oldu ama 23 yıllık tiyatrocu. Bir de çizer, denizci, radyocu, yazar...
Filmlerde, dizilerde görünmeye başladıktan sonra ismi bilinir oldu ama 23 yıllık tiyatrocu. Bir de çizer, denizci, radyocu, yazar... Kadınlarla muhabbetten Tomb Raider'a, Ankaragücü'nden Eminem'e az bilinen Hakan Boyav...

Kökleri tiyatroda, yüzü yakın dönem Türk sineması ve televizyon ekranları sayesinde daha da bilinir nhale gelen iyi bir oyuncu... En son ‘Hanımın Çiftliği’nde izlediğimiz Hakan Boyav, ‘Telefonda konuşamam, sakız çiğnerken ezber yapamam ve doğru düzgün röportaj veremem’ diyor, ama çok da güzel anlatıyor. Oyunculuğu yanında oyun yazarı, çizer, denizci, radyocu yönleri birer birer dökülüyor. İşte bilmediğiniz Hakan Boyav...

Başlamadan Ankaragücü’nü bir soralım. Bir İzmirli’nin Ankaragücü Spor’u tutması kolay rastlanmayacak bu durum galiba...

Ben İzmir, Ödemiş’te doğdum. Dört yaşındayken babamın tayiniyle Ankara’ya taşındım. İlkokulu ve ortaokulu Ankara’da okudum, o zamanlarda Ankaragücü’nü tutmaya başlamıştım. En fanatik, en sokak çocukları, en berbat taraftar Ankaragücü’nündür. Çocukluğumdan süregelen bir sevgi bu.

‘Kahkaha’ isimli bir tekneniz var. Bu yaz da Foça’daydınız. Denizcilik serüveniniz nasıl başladı?

Benim hep teknem oldu. Çocukken çuvalların içine köpük koyup annemden çarşaf alırdım, yelkenli teknemiz olurdu, bata çıka yol alırdık. Para kazanınca kayık aldık, sonra biraz daha kazınınca altı metre aldık. Şimdi bir yelkenli aldım, yazları yelkenlide geçirmeyi seviyorum. Özgürlük duygusu hoşuma gidiyor, denizle özgürlük duygusunu yaşayabiliyorum. ‘Hiçbir limanı, hiçbir şehri merak etmiyorum/ Hiçbir yerde kalmak niyetinde de değilim/ Yeter ki deniz izin versin gideyim’. Deniz duygusu benim için şiirdeki gibi. Balık tutmam, limana bağlı kalmam, sadece yelken açarım. Annem “Bir gelmeye meraklısındır, bir gitmeye” der. Annemin bu sözünü seviyorum. Durmak gibi bir mefhumum yok.

Abdi İpekçi Karikatür Ödülü’nü kazandınız. Bir yandan profesyonel olarak karikatürle ilgileniyorsunuz. Çizgi diğer kimlikleriniz arasında nerede duruyor?

Sedat Simavi dışındaki bütün ödülleri aldım gerçekten. Ben bir varoluşçuyum, Tanrıtanır bir varoluşçu. Yani beni var eden nedenlerden biri de bu. Benim rejilerimde de, hayat biçimimde de karikatürist bakışımdaki izler vardır. Karikatür dediğimiz şey yorum; felsefenin ta kendisi.

‘Çiçek Çölü’ adlı oyununuz Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Suat Taşer Oyun Yazım Ödülü’nü aldı. Oyuncu olarak, oyun yazmaya nasıl başladınız?

O ödülü sadece yazarlık bölümü öğrencilerine veriyorlar. Amacım bir oyuncunun da oyun yazabileceğini göstermekti. Katıldım ve kazandım. Mezarcı rolünü ben canlandırdım. ‘Ölü’yü de Nezih Işıtan oynamıştı. Bir mezarcı ve bir ölünün ağır felsefe içeren, ölüm ve varoluş üzerine bir oyundu. Dört beş oyunum daha var, yayımlamak istiyorum.

Diyarbakır’da oyuncu olmak sizin için ne ifade ediyor?

23 yıldır Devlet Tiyatrosu sanatçısıyım. Tiyatro adına hep çalıştım. Herkes benim sadece dizi çektiğimi sandı. Yılda iki oyun yönettim. Diyarbakır’da 88’de terörün en civcivli zamanda ben Devlet Tiyatroları’nı açtım. Antalya Devlet Tiyatrosu’nu da aynı ekip arkadaşlarımla birlikte kurduk. Tiyatroda hiç tanınmadım, oyunlar oynadım yönettim. Üç-dört yıldır dizilerde boy gösterince herkes tanıdı, bu iyi bir şeydir. Devlet Tiyatroları kendi aktörlerini/aktrislerini meşhur etmelidir, bunun onlara da faydası olur. Ama yoruldum. Sanıyorum emekliliğim de geldi, emekli olacağım. Sonra tekrar üreteceğim döneme gireceğim, şimdi biraz bakınmak istiyorum.

TRT FM’de sunduğunuz ‘Geceden Sabaha’ adlı bir de program vardı.

‘Geceden Sabaha’, gece yarısı başlayıp sabah 7’ye kadar süren bir program. Spiker abla ve ağabeyler vardı. Sabaha kadar yatak odası sesiyle şiir okuyorlardı. Her akşam değişmeyen şiir hastaları vardı; onlar da kendi yazdıkları şiirleri okuyorlardı. Bence hastalıklı bir durumdu. Sonra ben geldim ve şöyle düşündüm; birileri gündüz yaşıyorsa birileri de geceleri yaşıyor, çalışıyor, geziyordur. Gece hayat devam ediyor. Tıpkı gündüz programı modunda hızlı parçalar çalan, ritmi yüksek, one-man-show tarzı, telefon bağlantıları olan, çok gülünen, canlı bir programa dönüştü. En çok dinlenen program oldu, özel kanalları bile geçti. Şoförler, mahkûmlar, sınava çalışırken öğrenciler dinliyordu. Gece yaşayanların mektupları, mailleri yağdı. TRT inanılmaz hareketlendi. Altı ay sonra bazı spikerler şikayet etti; ‘Biz de aynı programı yaparız’ dediler. Ben tiyatro sanatçısıydım, dışarıdandım. İşime son verildi. Şimdi yine şiir dinletiliyor ‘Geceden Sabaha’da. Mikrofon sahibi olmak çok değerli ve onu iyi kullanmak lazım; bunu öğrendim.
Kadınlar, para, oyunculuk... Üçünden birini seçmeniz gerekse...
Oyunculuk varoluş nedenlerimden biri gibi. Ama kadınları ve parayı görmem. Dolayısıyla oyunculuğu seçerim.

Peki kadınlar?

Bende bir çirkin çekiciliği var. Hep çok güzel kadınlarla birlikte oldum. Hatta internet sözlüklerinden birinde ‘Çirkin olup da birlikte olunabilecek üç aktörden biri’ yazıyor benim için. Diğerleri Birol Ünel, Uğur Polat. ‘Baby face’ olmadığım gerçek ama kendimi çirkin de hissetmedim. Çünkü hissettirilmedim. Ama hiç sağlıklı uzun bir ilişki kuramadım. Zaten çekimler yüzünden habire başka şehirlerde, turneler yüzünden başka ülkelerde yaşayıp duruyoruz. Hayatımın büyük çoğunluğu uçaklarda ve otel odalarında geçiyor. Sanırım durum böyle olunca en fazla hosteslerle ve otel personeliyle iletişim kurabiliyoruz. Belki emekli olunca insan evladı gibi bir ilişki olur.

Neden vazgeçmek imkânsızdır?

Denizden asla vazgeçmem, çizmekten asla vazgeçmem. Sana bir sır vereyim; bir role hazırlanırken önce oynayacağım karakteri çizerim, sonra çizdiğim kişiyi oynarım. Ezberi de çizerek yaparım. Play-station’dan asla vazgeçmem. Özellikle Tomb Raider’ın hastasıyımdır. Modern çağın sanatıdır benim için. Sürekli soda içmekten vazgeçmem. Lastik pabuç giymekten vazgeçmem. Futbol maçı izlemekten vazgeçmem. Shakespeare’deki borazancı çocuk gibi saçıma kâhkül kestirmekten asla vazgeçmem. Led Zeppelin ve Eminem dinlemekten vazgeçmem. Çay kaşığından yaptığım uğurlu yüzüğümü takmaktan vazgeçmem. İyilik yapmaktan asla vazgeçmem.

Kaynak: RADİKAL
Advertorial
Bu Habere Oy Verin
Bu Haber Oylanmadı. İlk Siz Oy Kullanın.

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /usr/local/www/haber365/haber.php on line 461

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /usr/local/www/haber365/haber.php on line 476